Sulu Han’ın Ankara Tarihi Kent Merkezi İçindeki Yeri, Tarihi Gelişimi ve Gelecek İçin Bazı Öneriler | GazeteKalemGazeteKalem

30 Kasım 2021 - 05:35

Prof. Dr. Mehmet Tunçer Çankaya Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Mehmet Tunçer

Sulu Han’ın Ankara Tarihi Kent Merkezi İçindeki Yeri, Tarihi Gelişimi ve Gelecek İçin Bazı Öneriler

Geçmişten beri Ankara ticari merkezleri içerisinde önemli bir yeri olan Sulu Han, günümüzde de ticaretin canlılığının devam ettiği önemli bir çarşı niteliğindedir. Değişen tek şey ise Sulu Han’ın işlev değişikliği; geçmişte tüccarlara hizmet eden bir han iken günümüzde ticaretin yapıldığı bir çarşı niteliğindedir.

Sulu Han’ın Ankara Tarihi Kent Merkezi İçindeki Yeri, Tarihi  Gelişimi  ve Gelecek İçin Bazı Öneriler
Son Güncelleme :

23 Kasım 2021 - 21:39

30 views

Ankara Kalesi, Augustus tapınağı, Suluhan, Çengelhan, Pirinçhan, Zağfiran han, Taşhan, Julian (Belkis) sütunu, Roma hamamı, Roma tiyatrosu, Osmanlı Han ve Hamamları, Mahmud Paşa Bedesteni,Hacı Bayram Cami gibi nice tarihi eserleri ve çevresi ile kültürel peyzaj ögelerini bir arada barındırmaktadır.

Geçmişten beri Ankara ticari merkezleri içerisinde önemli bir yeri olan Sulu Han, günümüzde de ticaretin canlılığının devam ettiği önemli bir çarşı niteliğindedir. Değişen tek şey ise Sulu Han’ın işlev değişikliği; geçmişte tüccarlara hizmet eden bir han iken günümüzde ticaretin yapıldığı bir çarşı niteliğindedir.

SULU HAN GÜNÜMÜZDEKİ VE YIKILMADAN ÖNCEKİ DURUMU

Sulu Han (Hasan Paşa Hanı) 1511 tarihinde inşa edilmiş bulunan, 102 odalı Ankara’nın en büyük programlı tarihsel hanıdır. 16. Yüzyılda Ankara tarihsel kent merkezinin Atpazarı ve Hanlar Bölgesi kesiminden Çıkrıkçılar Yokuşu aracılığı ile ‘’Taht-el Kal’a’’ (Tahtakale – Kale altı) kesimine doğru gelişmesi sonucunda oluşmuştur. Yukarı Yüz’deMahmud Paşa Bedesteni, Kurşunlu Han, Çukur Han, Çengel Han, Safran (Zağfiran) Hanı, Kapan Han vb. sayıları 33’e yaklaşan irili ufaklı ticari hanlar yer almış idi. Aşağı Yüz denilen Tahtakale çarşısında ise Hasan Paşa Hanı (Suluhan), Tahtakale Çarşısı, Haseki Hamamı, Haseki Camii vb. ticari ve sosyo-kültürel yapılar yer almıştı.

1892 yılında İstanbul-Eskişehir demiryolunun Ankara’ya bağlanması ve İstasyon Caddesi’nin açılması ile Tahtakale Çarşısı ‘’Karaoğlan Çarşısı’’ adını alarak Taşhan’a (Ulus Meydanı/Sümerbank binasının yerinde idi ) doğru büyümesini ve gelişimini sürdürdü.

Sulu Han’ın batısında yer alan Hacı Doğan Mahallesi, günümüze eski şekli bozulmadan gelmiştir. İsmini mahalleden alan Hacı Doğan Mescidi, 1530 tarihli tahrir defterinde Hacı Doğan Mahallesi Mescidi adı ile kayıtlıdır.Angora geleneksel çarşıları 14.-15. Yüzyıllarda surlar dışına taşmış, şehir ovaya doğru büyümeye ve yayılmaya başlamıştı. Bu dönemde, Kalekapısı önünde Atpazarı, Koyunpazarı ve Samanpazarı adları ile Hanların ve camilerin belirlediği bir çarşı oluşmuştur. Bu kısma “Yukarı Yüz” denilmekteydi. 15. yüzyılda en büyük yapılar Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han bu kesimdeki zengin ticari yaşantının bir göstergesidir. 19. Yy başlarında (1827), esnaf kesiminde 10-12 para vergi ödeyen ve en iyi kazananların Kurşunlu Han ve Urgancılar Hanı’nda odası bulunan esnaftır. 

TABLO’DA KERVANLAR AKKÖPRÜ’DEN GEÇEREK BÜYÜK İHTİMALLE HASAN PAŞA HANI’NA (SULU HAN’A) GELİYORLAR. (Ankara’nın 17. Yüzyılda yapılmış yağlıboya tablosundan bir detay.. (R. Koç Müzesindedir)

Burada; Cuma camileri çevresinde her bir geleneksel zanaat erbabının bir sokakta toplandığı,  üretim ve satış yaptığı, gelen kervanların bu kesimde konakladığı bilinmektedir. Çıkrıkçılar yokuşu yoluyla şehrin aşağı kesimine yani “Aşağı Yüz”e inen çarşı kesimi 16. Yüzyıl başında büyük bir gelişme göstermiştir. Bu, o dönemin beş yıldızlı lüks oteli olarak nitelendirilebilecek “Hasan Paşa Hanı” nın yapımı ile olmuştur.

Bu yapı, “Taht-el Kal’a” (Kalealtı-Kaledibi) çarşısının gelecek iki yüzyıl boyunca gelişimini başlatan en önemli yapıdır. Kalekapısına kadar zahmetli Çıkrıkçılar yokuşunu çıkarak gelen kervanlar artık ulaşılması daha kolay bu kesimde konaklıyorlardı. Çıkrıkçılar Yokuşunun bu kesiminde Haseki Camii, Tahtakale Hanı vb yapılar ile görece daha modern bir merkez gelişimi oluşmuştu (Bkz: Angora Balık Pazarı Caddesi – Geri Planda Mahmud Paşa Bedesten’i Görülmektedir).

ANGORA BALIK PAZARI CADDESİ – GERİ PLANDA MAHMUD PAŞA BEDESTEN’İ GÖRÜLMEKTEDİR (Kaynak: Tunçer, M.)

ANKARA TARİHİ TİCARET MERKEZİ İÇİNDE BEDESTEN VE VAKIF HANLARI (1929) [1]. (Kaynak: M. Tunçer, (Kaynak: Tunçer, M., 1839 – 1924 – 1929 Tarihli haritalar üzerinde yapılan kişisel çalışma, 2014, Sunulan Bildiri; “Ankara’da Vakıf Mülkiyetindeki Bedesten ve Hanların Gelişimi ve Şehir Ekonomisinin Dönüşüm Süreci (15-20.YY) ,

Şekil 47:BALIKPAZARI (ANAFARTALAR) CADDESİ ÇEVRESİ 1929 YANGININDA TAMAMEN YANAN KESİMLER (Kaynak: Tunçer, M.) (Balıkpazarı (Anafartalar) Caddesi’ne bakış.. Sağ tarafta 1929 Tahtakale Yangınında yok olan kesim)

Tahtakale hanı ile adı saptanamayan ve paftalarda “Han” olarak belirtilen küçük bir iki han da yangında tahrip olmuşlardır. Bu kısım daha sonraları doldurularak yükseltilmiş, Sulu Han’ın birinci kat seviyesinden Posta Caddesi (Şehit Teğmen Kalmaz Caddesi) geçirilmiş, yanan kısma da Ulus Şehir Hali inşa edilmiştir.

Böylece, Tahtakale Çarşısı’nın diğer sosyal ve dini yapılarla beraber yok olduğu, Angora’nın en önemli ve en büyük Hanlarından olan Hasan Paşa Hanı’nın (Sulu Han) da kısmen tahrip olup ticari önemini kaybettiği görülmektedir. Bu önemli Vakıf yapısı uzun bir süre bu terk edilmiş ve harap durumunu kurumuş ve ön kısımları zamanla tamamen yıkılmıştır [2]

Sulu Han ve Çevresi’ninGünümüzdeki Durumu ve Kullanımı

Günümüzde Sulu Han ve Ulus Hali’nin bulunduğu tarihsel çevre içerisinde ulaşım, servis ve depolama sorunları bulunmaktadır. Özellikle Sulu Han, Anafartalar Caddesi, Posta Caddesi üzerindeki Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemi yapılarının kullanım ve korunmaları önemli bir planlama ve koruma sorunudur.

HACIDOĞAN MAHALLESİ İÇİNDE SULU HAN’IN YERİ VE KONUMU (Kaynak : Google Earth)

Bu olumsuzlukları yanı sıra, cazibe noktası olması, orta-orta alt kesimde yoğun bir şekilde hizmet vermesi, renkli ve canlı bir alış-veriş ortamı sunması nedenleri ile de olumlu nitelikleri taşımaktadır.Bu kadar değerli bir yapının tıklım tıklım incik boncuk ile doldurulmuş olması ve bir zevksizlik örneği olması bakımından Başkent Ankara’ya yakışmamaktadır.

Suluhan; restore edildiği 1984-86 yıllarından bu yana, yapının, mimari niteliği ve özgün kullanımına aykırı kullanımlar (Zücaciye, billuriye, nalburiye vb.) ile giderek tahrip edilmektedir.Han içinde avluda çay bahçesi, her iki katta da tekstilden hediyelik eşyaya, kunduracıdan züccaciye ye değişik gruplardan esnaf ve imalathaneler mevcuttur.

Bu yapı Anafartalar Bölgesi’ne Modern Çarşı arsasına yapılacak düzenleme ve koruma planlaması çalışmaları ve yarışmaları ile yeniden ele alınarak özgün kullanımına uygun olarak konaklama, antikacılar, sanat atölyeleri, halı, kilim ve kuyumcuların yer alabileceği şekilde yeniden kullanım kararları verilmelidir.

Sulu Han’ın Özgün Girişinin ve Cephesinin Ortaya çıkarılması

Ayrıca Posta Caddesi’nin (KızılbeyCad/Şehit Teğmen Kalmaz cad.) Hal Yapısının yapıldığı tarihlerde Sulu Han önünün yükseltilerek ana girişinin en az 6.50 – 7.50 m. Dolgu ile kapatılması Suluhan’ın özgün mimarisini bozmuş, Han’a girişin neredeyse çatı seviyesinden açılan bir giriş ile verilmesi, çelik bir merdivenle Han’ın orta avlusuna inilmesi yapının tüm özelliğinin bozulmasına neden olmuştur.

HAN’A GİRİŞİN NEREDEYSE ÇATI SEVİYESİNDEN AÇILAN BİR GİRİŞ İLE VERİLMESİ, ÇELİK BİR MERDİVENLE HAN’IN ORTA AVLUSUNA İNİLMESİ YAPININ TÜM ÖZELLİĞİNİN BOZULMASINA NEDEN OLMUŞTUR.(Fotoğraf: Mustafa Taşkın)

Sulu Han’aorijinalgiriş, kuzey-güneyistikametindezeminkattatekbirportaldensağlanmaktaydı. Ancak, bugirişkısmıyolaçılmasıesnasındaörtülmüşve Han ikincikatınhemenhemensaçakseviyesinekadarkuzeydendolgumalzemesiilekapatılmıştır.

SULU HAN RESTORASYON PROJESİ ZEMİN KAT (Kaynak: Tunçer, M., 1985, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü arşivi ve Vakıflar Gn. Md. arşivinden alınarak yeniden çizilmiştir)

Hanın restorasyon sonrası girişi, Hal karşısında Posta Caddesi’nden bir ana giriş kapısı ile eğimli bir iniştir. Özgün giriş, daha önce bahsedildiği gibi zemin katta bulunmaktadır ve yol kotundan 5-6 metre kadar aşağıdadır. Üst katlardaki odalar revaka açılmakta ve buraya bakan pencereleri bulunmaktadır (Bkz Sulu Han Özgün Girişi)

SULU HAN ÖZGÜN GİRİŞİ (1971) (Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü Fotoğraf Arşivi)

ArastaveAhırBölümleri

Ana avlununbatısında, kuzey-güneydoğrultusundayeralantonozlaörtülüikibölümdenmeydanagelmiştirveikiuçtagüneyeaçılmaktadır.

Bu kısmınzemindedevamedipetmediğiiçinbirkazıyapılmasıgerekmektedir. Ancak, gene 1929 haritasında Sulu Han Sokağıngünümüzdekişeklinikoruduğugörülmektedir. V. Vincke’nin 1839 tarihli Ankara Haritası’nda da sokakaynıkonumdagörülmektedir.  Büyükbirihtimallesokağıkapatmayacakşekildebirveyaikidükkankalıntısıbulunabilirkanısındayız. 

Suluhan çevresi, İbadullah Camii çevresi Çerkeş Sokak; yer yer Hal’in  devamı niteliğinde sebze meyve satışı ile daha çok düşük nitelikli toptan ve perakende gıda, niteliksiz giyim, kuşam vb. gibi daha çok kırsal kesime ya da kırdan kente yeni göç etmiş düşük gelirli kesime toptan / perakende hizmet veren niteliklerdir. Bu kesim aynı zamanda Kentsel Sit Alanı ve ‘’Tarihi Ticari Bölge’’ içinde bulunmaktadır   ( GEEAYK A-2167 Sayılı Karar, 1980 ).

İBADULLAH CADDESİ VE ÇERKEŞ SOKAK (Sağdaki Fotoğraf 1977)

SOBACILAR SOKAK : Bu kesim Suluhan duvarına sonradan eklenerek Erken Cumhuriyet Dönemi’nde yapılmış geleneksel nitelikli el sanatlarının, soba, boru, metal işleri vd el sanatlarının üretildiği ve satıldığı bir sokaktır.

SOBACILAR ÇARŞISI (Kaynak : Tunçer, M.)

Antik çağlardan, Selçuklu’ya, Osmanlı’ya, Cumhuriyete uzanan geçmişteki izlerimizi koruyarak, tarihi çevremizi ve geleceğimizi doğru planlayarak, oluşturulacak bir “ARKEOLOJİK PARK”;  Roma Hamamıyla, Kale ve Anadolu Medeniyetleri Müzesiyle, Kale eteklerinden, Roma Tiyatrosuyla birleştirebilir, parçacıl mekânlar yerine bütüncül alanlar olarak düşünerek, kaderine terk edilmiş tarihi Ulus yerine, stratejik olarak; tarihi yolların, mekanların, Ankara’nın her döneminde önemli bir merkez olduğunu tam anlamıyla ortaya koyabiliriz.

Medeniyetin merkez noktası, geçmişin derin izlerini taşıyan Ankara’nın omurgasını oluşturan Ulus’un tarihi geçmişini tekrar canlandırarak, turizmin cazibe merkezi haline getirebilir, ekonomimize ve Türkiye’mize sahip çıkarak güçlendirebiliriz.

Bu yazı yazarın  Ankara’da Vakıf Bedesten ve Hanlar” Kitabından özetle alınmıştır. Kitapta daha kapsamlı olarak yer almaktadır.


[1]Bu analiz paftası, 1929 tarihli ve 1/500 ölçekli Ankara Kadastral Haritalarının birleştirilerek yeniden çizimi ve küçültülmesi ile elde edilmiştir.

[2] KONYALI, İ.H., 1944.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.