MANSUR YAVAŞ: “BİZLER BU ÜÇ YILDA BELEDİYEYİ ÇILGIN PROJE GİRDABINDAN ÇIKARIP ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRDÜK” | GazeteKalem

MANSUR YAVAŞ: “BİZLER BU ÜÇ YILDA BELEDİYEYİ ÇILGIN PROJE GİRDABINDAN ÇIKARIP ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRDÜK” | GazeteKalemGazeteKalem

27 Mayıs 2022 - 23:55

MANSUR YAVAŞ: “BİZLER BU ÜÇ YILDA BELEDİYEYİ ÇILGIN PROJE GİRDABINDAN ÇIKARIP ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRDÜK”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Belediye başkanı halkın parasını kendi kasasına para aktaracak bir kaynak olarak değil şerefi ve namusu olarak bilmelidir. Belediye başkanı belediyenin asla sahibi değil sadece memurudur. İşte hemşehrilermizin ısrarla arkasında durup desteklediği bir kesimin ise aynı ısrarla anlamak istemediği en büyük projeler bunlardır. Partili, yandaş, akraba, dost, paydaş gibi kelimeler bu kentin hafızasından silinmiştir. Bizler bu üç yılda belediyeyi çılgın proje girdabından çıkarıp asli görevlerine döndürdük. Halkın sağlığını, canını, ortak aklı ve üretimi ön plana çıkardık.” dedi.

MANSUR YAVAŞ: “BİZLER BU ÜÇ YILDA BELEDİYEYİ ÇILGIN PROJE GİRDABINDAN ÇIKARIP ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRDÜK”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Belediye başkanı halkın parasını kendi kasasına para aktaracak bir kaynak olarak değil şerefi ve namusu olarak bilmelidir. Belediye başkanı belediyenin asla sahibi değil sadece memurudur. İşte hemşehrilermizin ısrarla arkasında durup desteklediği bir kesimin ise aynı ısrarla anlamak istemediği en büyük projeler bunlardır. Partili, yandaş, akraba, dost, paydaş gibi kelimeler bu kentin hafızasından silinmiştir. Bizler bu üç yılda belediyeyi çılgın proje girdabından çıkarıp asli görevlerine döndürdük. Halkın sağlığını, canını, ortak aklı ve üretimi ön plana çıkardık.” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, ABB Meclisi’nde ‘3. Yıl Faaliyet Sunumu’nu yaptı. Yavaş, 3 yıl önce göreve geldikleri günden itibaren bir zihniyet değişikliği amaçladıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“BU KENTTE AYRIŞMA, KUTUPLAŞTIRMA VE HESAPLAŞMA DÖNEMİ SONA ERDİ”

“Bundan 3 yıl önce göreve talip olduğumuzda şeffaf, adil, sosyal katılımcı ve hesap verebilir yönetim vaat etmiştik. Ankara’nın betondan, plastikten, ranttan ve her şeyden önce siyasi kıskaçtan kurtulması gerekiyor bereket ve huzur iklimi isteniyor demiştik. Halkın sağlığını halkın canını önceleyen ve üretimi teşvik eden projeleri yapacağımıza söz vermiştik. Göreve başlar başlamaz sözümüzü tutmak için hemen kolları sıvadık. Belediyenin yönetim anlayışında büyük bir zihniyet değişimi yapmayı, bu kenti şeffaf, katılımcı, hesap verebilir ve ortak akılla yönetmeyi hedefledik. Nitekim 3 yılın sonunda bunu büyük bir oranda başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizler yönetim anlayışımız gereği hep insanı önceledik. Hiçbir hemşehrimiz kendini yalnız hissetmiyorsa işte orada dayanışma vardır. Bir kenti aydınlatmak için gerekli olan şey lambalar değil umut ve güvendir. Genç bir vatandaşımızın Kızılay’da gezerken ayağı takılsa tam düşerken ‘Mansur başkan elimden tutacak gibime geliyor’ diye yazdığı bir yönetim anlayışı bizim en çılgın projemizdi. İşte zihniyet değişimi tam bu noktada başladı, bu kentte ayrıştırma, kutuplaştırma ve hesaplaşma dönemi sona erdi. Bizler gönüllere yol yapacağız derken asfalt tonajı hesabı yapanlardan olmadık.

“ANKARA’DA TERAZİYİ BETONA, RANTA, PLASTİK VE DEMİRE GÖRE DEĞİL HAKKA, İHTİYACA, DOĞRULUĞA GÖRE TARTTIK”

Mutluluğu pahalı heykel ve oyuncakların sağlayacağını değil adaletin sağlayabileceğini hiç unutmadık. Onun için ‘Bu bir zafer değildir, zafer düşmana karşı kazanılır bizim karşımızda düşman yok’ dedik ve Ankara’da teraziyi betona, ranta, plastik ve demire göre değil hakka, ihtiyaca, doğruluğa göre tarttık. Eskiden bu kentte sosyal yardım belediyeciliği uygulanıyordu oysa biz sosyal belediyeciliği tercih ettik. Sosyal yardım belediyeciliği bir tüccarı zengin ederek aldığınız ve içerisinde günü geçmiş ürünlerin yer aldığı gıda kolilerini herkesin gözü önünde halka dağıtmaktır. Halkın asıl ihtiyaçlarından uzak kalmak ve halkı sadece senin dağıttığın koliye hapsetmektir, plansızdır, umarsızdır ve amaçsızdır. Sosyal belediyecilik ise hedef sahibidir. Biz bu yüzden çocuklar büyürken protein alsın diye et ve süt desteği veriyoruz. Onlar üşümesinler diye doğal gaz desteği, okullarına gidebilsinler diye servis desteği sağlıyoruz. Eşit bir şekilde eğitimlerinden uzak kalmasınlar diye internet desteği, her eğitim döneminin başında kırtasiye desteği veriyor ve Türkiye’de ilk defa uygulanan YKS, LGS sınav ücretlerini ödüyoruz.

Çocukların doğumundan hayata atılacak yaşlara kadar eşit şartlarda olmaları, maddi imkansızlıkların onların suçu olmadığını bilmelerini, okumalarını, kendilerine ailelerine ve ülkemize faydalı gençler olmalarını istiyoruz. Bunu yaparken Başkent Kart sistemiyle bir tüccarı zengin etmiyor destek ekonomisini kentin tamamına yayıyor, esnafımıza da büyük bir destek vermiş oluyoruz. Böylece halkımız da gerçek ihtiyaçlarını istediği yerden rahatlıkla temin edebiliyor. İşte sosyal yardım belediyeciliğiyle sosyal belediyecilik arasındaki fark budur. İşte bir kentteki en çılgın proje bize göre budur.

“BELEDİYE BAŞKANI HALKIN PARASINI KENDİ KASASINA PARA AKTARACAK BİR KAYNAK OLARAK DEĞİL ŞEREFİ VE NAMUSU OLARAK BİLMELİDİR”

Bir kentte çocuklar üşüyorsa o çocuğun ailesinin hangi dünya görüşüne sahip olduğunun önemi yoktur. Bir kentte babalar çocuğunun okul masrafları için çözüm bulamıyorsa, bulunduğu ilçede partiye ne kadar oy çıktığının da hiçbir önemi yoktur. Bir kentte anneler yokluk nedeniyle istediği yemeği pişiremiyorsa o annenin siyasi düşüncelerinin de hiçbir değeri yoktur. Bu yüzden halk belediye içindir kalıbı değil belediye halk içindir kalıbı bizim için daha değerlidir. Belediye başkanı halkın parasını kendi kasasına para aktaracak bir kaynak olarak değil şerefi ve namusu olarak bilmelidir. Belediye başkanı üstün ve ayrıcalıklı bir şahsiyet değil kentin hem annesi hem babası olmalıdır. Belediye başkanı belediyenin asla sahibi değil sadece memurudur. İşte hemşehrilerimizin ısrarla arkasında durup desteklediği, bir kesimin ise aynı ısrarla anlamak istemediği en büyük projeler bunlardır. Partili, yandaş, akraba, dost, paydaş gibi kelimeler bu kentin hafızasından silinmiştir.

Dikilen beton blokları, asfaltları, ucube oyuncak heykelleri, kapıları, dinozorları parayla tesis edebilirsiniz ancak huzur ve güven emsallerinin artırılmasıyla, imar değişiklikleriyle para ile değil hakla, hukukla ve adaletle sağlanabilir. Bizim üç yılda neler yaptığımızı görmek için herkesin elini vicdanına, aklını ise halkın arasına koyup düşünmesi gerekmektedir. Yürekleri eşitlik, hakça paylaşım, insan sevgisi, adalet, hoşgörü ve dayanışmayla kazanamadıysanız yaptığınız belediyecilik tamamen çöptür. Çünkü paranın her şeyi satın alabileceği düşünülse de hiç erişemeyeceği tek alan güvendir. Güven satın alınmaz kazanılır.

“BİZLER BU ÜÇ YILDA BELEDİYEYİ ÇILGIN PROJE GİRDABINDAN ÇIKARIP ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRDÜK”

Bizler bu üç yılda belediyeyi çılgın proje girdabından çıkarıp asli görevlerine döndürdük. Halkın sağlığını, canını, ortak aklı ve üretimi ön plana çıkardık. Halkın can güvenliğini düşünerek acil noktalarda 15 köprülü kavşaklar 8 bağlantı yolu tamamladık. İstasyon Caddesi ki ne başbakanlar ne başkanlar söz verdi ama yapmak bize nasip oldu, çok yakında açacağız. 32 yeşil alanı kentimize kazandırdık, daha büyüklerini bu yıl açmayı planlıyoruz. Ankara’nın altyapısını yeniledik; araçların yüzdüğü her yağışta haberlere konu olan Mamak gibi yerlerde büyük yatırımlar yaptık. Çubuk-Akyurt içme suyu hattını tamamladık. Çalışmayan, kabulü bozuk olarak yapılan dev süs havuzlarına milyonlar harcanırken koca Polatlı’yı uzun yıllardır temiz suya hasret bırakanlar bizim belediyecilik anlayışımızı asla anlayamayacakladır.

“RANT BLOKLARI İLE HİÇ İŞİMİZ OLMADI”

25 yıldır belediyenin bir kilometre dahi açılışını yapamadığı bir kentte metro projemizi tamamlayarak bakanlığın onayına sunduk. Şimdi Kızılay-Dikmen metro projemizi de tamamlayacağız. Bu kentte bisiklet yolları yoktu yapmaya başladık, belediyemize ait kreşler yoktu açmaya başladık. 2013 yılından beri yeni otobüs alınmayan Ankara’ya 369 adet otobüs aldık. Türkiye’de ilk defa dizelden dönüştürülmüş yüzde 100 elektrikli otobüsü belediyemiz üretti dünyada ilk, çok yakında yollarda göreceğiz. Rant blokları ile hiç işimiz olmadı ama yıllardır ihmal edilen Mamak kentsel dönüşüm projesine derhal başladık. 4500 konut inşa ediyoruz. Bir yandan kendi kentinde gurbete düşen vatandaşlarımızın eziyetine son veriyor bir yandan eski yönetimin öncelikleri farklı olsa da onların ayıbını örtüp ‘devlet burada sizin yanınızda ne olursa olsun sözünü tutar’ diyoruz. İşte rant bloğu yapmakla gönül kapısı yapmanın arasındaki fark bu ince çizgiden ibarettir. İnşaatların yanına gelip hüngür hüngür ağlayan kadınları görüyoruz.

“BU MAKUS TALİHİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Rant için bloklar dikip güneşi betonların gölgelediği komşunun komşudan haberdar olmadığı projeler bu kenti inşallah daha fazla katledemeyecek. Bu makus talihi değiştireceğiz. Ankara tarihi binlerce yıl öncesine uzanan birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve en sonunda hak ettiği cumhuriyetin başkenti olarak kazanmış kadim bir kenttir. Ankara Kalesi’ni, Roma tiyatrosunu, Arkeo parkını yeniden canlandırıyor kültürümüze sahip çıkıyoruz. Bir yandan AŞTİ’yi yenilerken ilçe terminallerimizi tamamlıyoruz. Avrupa standartlarında dünyada üç örneği bulunan ASKİ Spor Tesislerimizi kentimize kazandırdık. Sanayicilerimizle iyi ilişkiler kurduk, birçok projede ortak çalışmaya devam ediyoruz.

“YENİ EVLENECEK ÇİFTLERE SMA TESTİ UYGULAMAYA BAŞLADIK”

Kırsal kalkınmada tüm Türkiye’ye örnek oluşturacak bir model oluşturuyoruz. Hayvan yemi desteğinden tohuma, sulama borularında hayvan desteğine kadar, belediyecilik tarihinin en büyük desteğini sunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki gelecekte yaşanması muhtemelen en büyük sorunlardan birisi gıda teminini sağlamak olacaktır. Ülkemizde bir SMA gerçeği var, el kadar bebeklerimiz acı çekerken aileleri kampanyalarını sürdürüyor. Yeni evlenecek çiftlere SMA testi uygulamaya başladık ve SMA’lı olma ihtimali olan birçok insan yakalandı.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.