Kılıçdaroğlu: ”Sorumluluktan kaçıp, sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar” | GazeteKalemGazeteKalem

30 Kasım 2021 - 06:59

Kılıçdaroğlu: ”Sorumluluktan kaçıp, sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: ”Sen artık, bu saatten sonra, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel bir milli güvenlik sorunusun, temel bir milli güvenlik sorunu… ”

Kılıçdaroğlu: ”Sorumluluktan kaçıp, sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar”
Son Güncelleme :

23 Kasım 2021 - 15:30

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Önce dönüp bir kendine bak. Türk Lirası’nı eriten kim? Hal esnafı mı, çiftçi mi, bakkal mı? Kim Türk Lirası’nı eritiyor böyle? Sorumluluktan kaçıp, sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar” dedi. 

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, üniversitede okuyan bütün genç kardeşlerin sorunlarını çözmeye ahdettiklerini belirterek, üniversiteyi bitiren her gencin güzel bir ortamda iş bulacağına söyledi. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki konuşması satırbaşlarıyla şöyle:

”-Üniversiteyi bitir, eline diplomayı al, mastırını yap, doktoranı yap, hatta iki üniversiteyi bitir ve işsiz kal ve sonra geleceği yurtdışında ara. Bu düzeni değiştireceğiz ama bu düzeni değiştirmenin yolu sizlerden geçiyor. 6 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Kendi geleceğiniz için oy kullanın.”

”-Yarın Öğretmenler Günü, baş tacımız öğretmenler… Öğretmenin sorununu çözmediğiyseniz ülkenin sorunlarını çözemezsiniz. Ülkenin sorunlarını temelden, akılcı politikalarla çözmek istiyorsanız, önce öğretmenin sorunlarını çözeceksiniz. Çünkü gelecek kuşakları yetiştirecek olan o öğretmenlerdir. İktidar bunun farkında mı? Hayır, bunun farkında değil.”

”-İtibarlı bir meslek haline getireceğiz öğretmenliği. Nasıl hakimlerin ve savcıların özel yasası varsa, öğretmenlik meslek kanunu olacak, ayrı bir yasaları olacak onların, itibarlı bir yasaları olacak. 3600 ek göstergeyi oyalamadan, derhal vereceğiz; sizin hakkınızdır 3600 ek gösterge.”

”-Okullardaki öğretmen açığını süratle bitireceğiz. Atama bekleyen yüzbinlerce öğretmen var ama öğretmensiz okullarımız var. Köy okullarını kesinlikle tekrar açacağız.”

”-İkili eğitim, birleştirilmiş sınıflar uygulamasına da son vereceğiz. Bunları bütün öğretmen arkadaşlarımın hafızalarının bir yerinde tutmalarını istiyorum. Çünkü geliyor gelmekte olan ve siz soracaksınız, “Söz verdiniz, ne yaptınız?” diye. Ben bunları yapacağım, söz veriyorum. Hepsini yapacağız, beraber yapacağız.”

”- Hep haksızlıklara karşı durduk, haksızlıklara karşı durmayı önce ailemizden öğrendik, arkadaşlarımızdan öğrendik, öğretmenlerimizden öğrendik. Haksızlık karşısında susmamamız gerektiğini öğretmenlerimiz söylediler bize, bizi öyle eğittiler öğretmenlerimiz. Ama sürekli haksızlıklar yaşanan bir toplumda adalet duygusu zedelenir. Adalet duygusunu güçlü tutmanın yolu, haksızlığa karşı toplumun saygın kesiminin direnç göstermesidir.”

”Cumartesi Anneleri haklı Diyarbakır Anneleri de”

”-Adaleti öğrendik, evet. Dramı öğrendik, evet. Haksızlığı öğrendik, evet… Ama demokrasiyi de öğrendik, güzelliği de öğrendik. Anneler için evlatların ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Bildik, öğretiler, annemizin sevgisinden bunu öğrendik, annemizin gözyaşlarından öğrendik. Annemizin arada bir bizi azarlamasından öğrendik.”

”- Cumartesi Anneleri tam 26 yıldır haklarını arıyorlar. 26 yıldır evlatlarını arıyorlar. “Bari mezar yerini gösterin” diyorlar.”

“-700’üncü haftada baskı kurdular, bunları dövdüler ve gönderdiler, efendim yasaya aykırı gösteri yaptıkları için.”

”- Yasaya aykırı davrandınız diye bunları mahkemelere verdiler. Üçüncü duruşması olacak, milletvekili arkadaşlarım bu üçüncü duruşmayı izlesinler. -Elbette ki Cumartesi Anneleri haklı ama Diyarbakır Anneleri de haklı. Hiçbir anne evladının elinde silahla terör örgütüne katılmasını istemez. O anneleri de anlamamız gerekiyor. O annelerin acılarını da paylaşmamız gerekiyor. Biz bakın, toplumda hiçbir ayrımcılık yapmıyoruz.”

”Fiyatlar artıyor, herkes birbirini suçluyor”

 ”-Türkiye’nin ciddi sorunları var ekonomide. Açık söylemek gerekirse mutfaklarda yangın var.”

”- Fiyatlar artıyor ve herkes birbirini suçluyor. Özellikle iktidar kanadı halcileri suçluyor.” 

”- Hal esnafına gittim, bizzat kendim hal esnafıyla konuştum. Sonra halci arkadaşları topladım ve onlarla ayrıca bir pazar günü dertleştim. Ya arkadaş, gerçekten bu fiyatları artıran siz misiniz? Nedir sizin derdiniz?”

”-Dediler ki, tarımsal üretimde, yani çiftçinin kullandığı girdiler çok pahalı. İktidarın bundan haberi bile yok.”

”- Dediler ki, “bütün Avrupa Birliği ülkelerinde çiftçiler desteklenir, tarım desteklenir ve büyük destekler verilir. Çünkü tarım stratejik sektördür. O ülkede yaşayan vatandaşların karnının doyması lazım, makul bir fiyatla karnının doyması lazım. Ama bizde Tarım Kanunu var, 21’inci madde var; milli gelirin en az yüzde 1’i oranında teşvik verilecek ama bu uygulanmıyor.” 

”- Yine dediler ki: “Biz burada komisyoncusuyuz. Bizim alacağımız ücreti biz belirlemiyoruz. Yüzde 8, onu da biz belirlemedik. Gelen mal belli, çıkan mal belli, faturalar belli, bizim kazancımız yüzde 8 brüt. Onun üzerinden de zaten vergi veriyoruz. Dolayısıyla bizim fiyatları artırma gibi, zaten istesek de böyle bir şey yapamayız.”

”Satarken zarar ediyor”

”-Tabii hal esnafı böyle ama bir de gıda sektörü var. Vatandaşın karnının doyması lazım. Mutfaklarda yangın var dedik. Her gün zam geliyor saat başı. Marketlerde saat başı etiket değiştiren elemanlar işe başladı. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye, insanlar satarken kâr elde ederler; yüzde 3’tür, 5’tir, 10’dur, 20’dir, 25’tir kâr elde ederler. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, satarken zarar ediyor. Çünkü yarım saat sonra fiyat değişecek, aldığı malın yerine yenisini koyamayacak.”

”- Gıda sektörünün bütün bileşenleriyle buluştum. Büyük marketler de vardı, küçük marketler de vardı, fırıncılar da vardı. Hemen hemen gıda sektörünün bütün bileşenleri geldiler.”

”- Satışı yapanlar fiyat artışlarından sorumlu değildir. “Biz değiliz” diyor. “Ben satış yapıyorum ama fiyat artışından ben sorumlu değilim ki” diyor. Eğer konuyu maliyet ve üretim ekseninde düşünemezsiniz, zaten fiyat artışı zorunlu olarak gelir. Bunlar benim elimde değil, ben malı alıyorum, üzerine makul bir kâr koyuyor ve satıyorum. Yazar kasası var, faturası var; kaça aldığım belli, kaça sattığım belli.”

”- Yine söylediler ki, hükümetin birinci önceliği üreticiyi korumak olmalı. Eğer üreticiyi koruyamazlarsa, açlık kriziyle karşı karşıya kalabiliriz. Üreticinin korunması lazım. ”

”Baskıyla fiyat düşmez”

”-Baskıyla fiyatlar düşmez” dediler. “Malı karaborsaya düşürür, mal tezgâh altına girer” dediler. Siz üretimi çözeceksiniz, piyasaya mal vereceksiniz. İnsanlar ürün olacaklar ve ürün bolluğu olacak. Fiyatların düşmesi için bunun olması lazım. Yine “gıda sektöründe eğer tedarik zincirinde bir kopuş olursa, fiyatları kontrol edemezsiniz” dediler. Bu zincirin koptuğunu büyük ölçüde ifade ettiler.”

”- Çiftçinin aldığı, yani girdilerinin ne kadar pahalı olduğunu ve fiyatların ne kadar arttığını ifade etmiştim.” 

”- Peki bu çiftçi ne yapacak? Siz kalkıyorsunuz, çiftçiyi suçluyorsunuz, marketçiyi suçluyorsunuz, halciyi suçluyorsunuz; yahu bunlar dolar tırmandıkça Türk Lirası karşısında, e bunlar artıyor. Adam zarar mı etsin? Fiyatlar mecburen artacak. Baskıyla mı fiyatı düşüreceksin, terörle mi fiyatı düşürüleceksin, hal esnafını terörist mi ilan edeceksiniz? Ya önce dönüp bir kendine bak. Türk Lirası’nı eriten kim? Hal esnafı mı, çiftçi mi, bakkal mı? Kim Türk Lirası’nı eritiyor böyle? Sorumluluktan kaçıp, sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar.”

”-Güven ortamının, istikrarın olmadığı bir ülkede fiyat istikrarını sağlayamazsınız diyor yine bir vatandaşımız. Polisiye tedbirlerle bu iş çözülmez.”

”-Her gün ürün fiyatı değişirse ortada bir sorun var demektir. İktidarın buna eğilmesi lazım. Sorun edilmiyor, bizi suçluyor” diyor. “Ben bu işte suçlu değilim ki” diyor. “Aldığım malın üzerine makul bir kar koyup satıyorum zaten” diyor. Bak birisi şunu söyledi, “Tarım Bakanlığı kaldırılırsa bu sorun çözülür” dedi.”

”Saray sosyetesine dersini vereceğiz”

”- Türkiye’de yoksulluk sınırı 10.335 lira, asgari ücret 988 lira. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplayın dedik, bu kadar büyük zamlar geldi dedik, bu insanlar geçinemiyor dedik. Toplayın ve fiyatı makul bir düzeye çekin dedik ama yapmadılar. Toplayacağız dediler, yapacağız dediler, yılbaşını bekliyorlar, zaman kazanmaya çalışıyorlar.”

”-Biraz sabır istiyorum, biraz sabır istiyorum. Bu sandık gelecek buraya. O sandığa gideceğiz. Demokratik yollarla bu saray sosyetesine dersini vereceğiz ve onları göndereceğiz. Hiç endişe etmeyin, hiç endişe etmeyin.”

”-Bizim derdimiz ne. Bunların derdi ne, iktidarın derdi ne, saray sosyetesinin derdi ne? Bizim derdimiz, vatandaş perişan vaziyette.”

”-Eşimle beraber pazara gittik, bizim mahallenin pazarına gittik.” 

”-Pazara gidişim bile saray sosyetesinin trolleri tarafından eleştirildi. Vay efendim nasıl gider, vesaire. Giderim arkadaş; giderim tezgâhın başına, gerekirse otururum, gerekirse alın teri dökerim, gerekirse ona her türlü desteği veririm.”

”O parayı cebine indiren adam veriyor rakamı”

”- Dün yine Erdoğan söylüyor: “Bu ekonomi kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız” diyor. Ve yine bir başka AK Partili, eski AK Partili milletvekili: “17-25 Aralık’ta bu milletin cebinden 50-60 milyar dolarını çaldılar” dedi. Sonundan başlayayım: Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz. Ben 17-25 olaylarında 50-60 milyar dolar çalındığını bilmiyordum ama her ay 10 bin dolar parayı cebe indiren adam bu rakamı veriyor. Demek ki doğruymuş bunların tamamı, az bile söylemişiz”

”- Alırsın 10 bin doları her ay cebine atarsın, sonra kalkarsın, vatandaşa ders vermeye kalkarsın. Ya insanın biraz yüzü kızarır, yüzü kızarır. 50-60 milyar doları çaldılarsa, çalan adam belli değil mi? “Oğlum paraları sıfırladın mı?” diyen adam kimdi Allah aşkına?”

”- Özellikle bunu Sayın Bahçeli için söyleyeyim: Ya Allah aşkına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını dolarla satan iktidara ne denir ya ve onu destekleyenlere ne denir ya? “Efendim bizi dolarla terbiye edemezler.” Yahu sen dolarla vatandaşlık satıyorsun kardeşim, dolarla vatandaşlık satıyorsun.” 

”Bunlar Türk Lirasını unuttular”

”-Yine milli para Türk Lirası, sen garantilerin tamamını dolarla yapıyorsun. Araba geçecek köprüden dolarla, araba geçecek tünelden avroyla… Hani Türk Lirası vardı? Hani bunlar ne diyorlardı, “biz yerliyiz ve milliyiz” diyorlardı, gayri milli ve gayri yerliler bunlar. Açıkça ifade edeyim, gayri milli ve gayri yerliler bunlar.”

”- Öyle bir noktaya getirdiler ki, öyle bir terbiye ettiler ki bunları, bunlar Türk Lirası’nı unuttular. Kendi vatandaşlarından, yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla, avroyla borç para aldılar. Akıl alacak şey değil. Buna iktisatçılar “ilk günah” derler. Yani bir iktidar kendi parasını bırakıp, kendi ülkesinin parasını bırakıp, yabancı bir parayla kendi vatandaşından borçlanıyorsa ona “ilk günah” derler.”

 ”-Bütün bu tablo dururken, dolarla bizi terbiye ediyorlar, adam terbiye edilmiş, terbiye edildiğinin farkında değil.”

”- Düşünebiliyor musunuz, garabete bakın ve bütün bu rezaletler yaşanırken saray sosyetesinin lideri Erdoğan diyor ki: “Bu ekonomi kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız.” İyi de kardeşim, ne oldu da Milli Kurtuluş Savaşını vermeye başladık? Bu ülkeyi düne kadar başka birisi mi yönetiyordu? 20 yıldır sen neredeydin? 20 yıldır neredeydin sen? Bir Türk lirası, 1 dolardı neredeyse başladığında. Ne oldu da 12 lira oldu birdenbire? Milli Kurtuluş Savaşı veriyormuş, geçiniz bunları… Millete gaz vermeyi de bırak. Otur adam gibi görevini yap.”

”-Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz” diyor. Ya Allah aşkına söylediği sözün anlamını biliyor mu acaba?”

”- Garanti veriyorsun dövizle. Bu mandacılık değil mi ya? Sen Türk lirasını devre dışı bıraktın, itibarsız bir para haline getirdin. Mandacılık değilse bu nedir?”

”Sen bu saatten sonra temel bir milli güvenlik sorunusun”

”- Tank-Palet Fabrikasını kalktın, Katar ordusuna verdin. Yahu Cumhuriyet tarihinde böyle bir rezalet yaşanmamıştı. 

”-Ayrıca sen mandacılığa karşı mücadele ediyorsan, birileri sana “aptal olma” dediği zaman, mektubu alıp, gidip onun yüzüne çarpacaktın. Çarpamadın, neden? Çünkü sen ekonomik olarak bağımsızlığımızı birilerine pazarladın. Ekonomik bağımsızlığımızı birilerine pazarladın.”

”- Şimdi efelik yapıyor. Sanıyor ki biz bunların tamamını yutacağız, bu millet yutmaz. Bu millet hepsini gayet iyi bilir, yeri zamanı gelince kararını verir. Sen korkma, bu millet senin ne mal olduğunu gayet iyi öğrendi ve şunu sana söyleyeyim: Sen artık bu saatten sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel bir milli güvenlik sorunusun, temel bir milli güvenlik sorunu… ”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.