İSTANBUL SÖZLEŞMESİ | GazeteKalemGazeteKalem

30 Kasım 2021 - 05:14

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

MetroPOLL araştırma şirketine göre toplumunyüzde 53,2’si İstanbul Sözleşmesinden “Evet haberdarım” derken, yüzde 46,8 ise “Hayır haberdar değilim” demiş.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Son Güncelleme :

04 Kasım 2021 - 22:18

MetroPOLL araştırma şirketine göre toplumunyüzde 53,2’si İstanbul Sözleşmesinden “Evet haberdarım” derken, yüzde 46,8 ise “Hayır haberdar değilim” demiş.
Aynı araştırma kuruluşuna göre haberdar olanlardan yüzde 22,8’i “Evet çekilmeliyiz”, yüzde 67,2’si “Hayır çekilmemeliyiz” derken yüzde 10,0 ise “Fikrim yok” diye cevap vermiş.
2011 yılının Mayıs ayında İstanbul’da imzaya açılan sözleşme, 8 Mart 2012’de, yani “Dünya Kadınlar Günü’nde” bu sözleşmeyi esas alan 6284 sayılı yasa TBMM’deoy birliği ile kabul edilen ender yasalardan birisi oldu.
Hükümetleri kadını korumakla yükümlü kılan ve hukuki bağlayıcılığı olan belgeyi ilk imzalayan ve mecliste ilk onaylayan ülkelerden birisi Türkiye’ydi.
Sözleşmeyi imzalayan 46 ülke olmasına rağmen;34 ülkede onaylanıp yürürlüğe girdi.
Avrupa Birliğinde Bulgaristan, Slovakya, Letonya ve Macaristan sözleşmeyi,“Geleneksel aile yapısını bozma eğiliminde olup, herkesieşcinsel yapmaya yönlendirme eğiliminde olduğundan!”Katolik Kilise baskısı ya da anayasal gerekçelerle kabul etmemiştir.
“Türkiye Düşünce Platformu” adlı kuruluş geçen mayıs ayında, kadına şiddeti önlemeye dair “İstanbul Sözleşmesi’nin” toplumsal ve kültürel zararlarını irdeleyen bir değerlendirme raporunu Cumhurbaşkanlığı’na sundu. Raporda işlenen temel tez şuydu:
“Sözleşme ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ kavramıyla, geleneksel kadın ve erkek rollerinin dışında cinsiyetsiz bir toplum algısı yerleştirmeyi amaçlıyor. ‘Partnerler’ arası şiddet fiilini de kapsamına aldığı için, geleneksel evlilik ve aile anlayışını değiştirme yükümlülüğü getirecek. Bu fikri altyapının eğitim sürecine dâhil edilmesiyle yeni nesiller de sözleşmenin ideolojisiyle eğitilecek. Toplumda kabul görmeyen kavramlar çocukluktan itibaren normalleştirilecek, aile bu kavramlar üzerinden inşa edilecek. ”
Deniliyor ki; “Aile içi yerine ‘ev içi’ şiddet kavramı kabul edildiği için; evlilik veya akrabalık ilişkileri dışındaki partner, sevgili, farklı cinsel eğilimli kişilerin birliktelikleri de asıl maksadın dışına çıkılarak hukuki koruma alanına dahil edilmiştir.”
Raporda sorunlu başka bir alan daha var. Cinsel yönelim bahsine şöyle itiraz ediliyor: “İstanbul Sözleşmesi, LGBTİ bireylerin cinsel tercihleri nedeni ile sadece şiddete uğramasını yasaklamakla kalmamakta, aynı zamanda bu tercihlerini uluslararası hukukun himayesine alarak tanınması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.”
Raporun başlığında “Hukuki ve psikososyal değerlendirme” ibaresi var. Fakat yukarıdaki ifadenin ne kadar hukuki olduğu tartışılır.
LGBTİ bireylere şiddeti yasaklamak için herhangi bir uluslararası anlaşmaya ihtiyaç olabilir mi? Anayasa’nın 10’uncu maddesine göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” 17’nci maddeye göre de “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
“Adalet reformu” yapacağız diyen AKP iktidarı, anayasal güvence altında olan tüm insanların yaşam hakkını, sırf LGBTİ’ler de yararlanacak diye TBMM’nin oy birliği ile kabul ettiği bir sözleşmeden, üstelik aile içi şiddetin ve kadın cinayetlerinin ayyuka çıktığı bu günlerde, tek bir kişinin imzası ile çekilmesini siz okuyucularımın değerlendirmesine bırakıyorum.
Ayrıca ekonomik yönden zor durumda olan ve bir türlü çıkış yolu bulamayan iktidarın sırf gündem değiştirmek için bu yollara başvurduğunu düşünüyorum.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.