ANLAYAMAMAK | GazeteKalemGazeteKalem

28 Kasım 2021 - 06:10

ANLAYAMAMAK

Kırgız yazar Aytmatov’un“Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında vakti zamanında bölgenin yerli halkı ile JuanJuanlar arasında toprak savaşları yaşanmaktaydı.

ANLAYAMAMAK
Son Güncelleme :

04 Kasım 2021 - 22:08

Kırgız yazar Aytmatov’un“Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında vakti zamanında bölgenin yerli halkı ile JuanJuanlar arasında toprak savaşları yaşanmaktaydı.
JuanJuanlar ele geçirdikleri esirleri işkenceyle “Mankurtlaştırmakla” biliniyorlardı. Bunun için esir aldıkları güçlü genç erkeklerin başlarını iyice kazıdıktan sonra kesilen devenin derisini başlarına sımsıkı sarıyorlardı.
Bu işlemden sonra esirler günlerce kızgın güneşin altında tutuluyor, güneşte kuruyan deri, esirin kafasını her geçen gün daha da sıkarak dayanılmaz acılar vermeye başlıyordu. Bunun yanında uzayan saçlar da kuruyan deriyi delemediği için geriye doğru uzayarak kafaya batıyordu. Bu işkence sonucunda esirleri bekleyen iki seçenek vardı: ölmek veya hafızasını yitirerek “mankurtlaşmak.”
Mankurtlaşan biri yani “mankurt”, efendisine biat edip itaatte kusur etmez bir köle gibidir. Hiçbir şeyi sorgulamaz ve efendisinin her istediğini yerine getirir.


Tarih 30 Ekim 1923… Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’yı Köşk’e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı aşağıdaki raporu İsmet Paşa’ya verir.
“Sevgili Paşam,
Cumhuriyet’in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor.
Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı.
• Yoksul bir köylü devletiyiz.
• Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az.
• 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil.
• Denizciliğimiz acınacak durumda.
• Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.
• Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet’le de insanlıkla da bağdaşmaz.
• Ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz.
• Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor.
• Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor.Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun.
Nüfusun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60’ı geçiyor. Nüfusun % 80’i kırsal bölgede yaşıyor.
• Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz.
• Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var.
• Yunanistan’dan gelecek göçmen sayısı 400 bini geçecek.
• Cumhuriyet’e uygun bir anayasaya gerek var…
Peki, bu kadar yoklukla, bundan sonra Cumhuriyetin ilk 10 yılında neler yapıldı?
1924: Gölcük’te tersane ünitesi kuruldu, Devlet Demiryolları kuruldu,
İstanbul-Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı, Türkiye İş Bankası
kuruldu.
1925: Danıştay kuruldu, Türk Hava Kurumu kuruldu, Aşar vergisikaldırıldı, Eskişehir Cer Atölyesi’nde demiryolu malzemesi üretecek üniteler kuruldu, Adana Mensucat Fabrikası,Türk yapımı ilk planör uçuruldu, şeker fabrikaları kurulmasıyla ilgili kanun çıkarıldı.
1926: Demir çelik sanayinin kurulmasıyla ilgili kanunlar çıkarıldı, Eskişehir uçak bakım fabrikası, Alpullu Şeker Fabrikası, Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı, İstanbul’da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı, Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası, Bakırköy Çimento ve Uşak Şeker Fabrikası.
1927: Bünyan Dokuma Fabrikası, Ankara-Kayseri demiryolu,İstanbul Radyosu yayına başladı, Samsun-Havza-Amasya demiryolu, Bursa dokumacılık fabrikası açıldı.
1928: Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı, Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin demiryolları yabancılardan satın alındı; Ankara Çimento Fabrikası, Halka okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açılarak 8 yılda 3 milyon kişiye temel eğitim verildi. Ankara Numune Hastanesi, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, İstanbul Bomonti’de Türk Mensucat Fabrikası, Ankara-Zile demiryolu, Malatya elektrik santrali, Kütahya-Tavşanlı demiryolu, Gaziantep Mensucat Fabrikası.
1929: Mersin-Adana demiryolu yabancılardan satın alındı; İstanbul-Ankara arasında telefon konuşmaları başladı; Ayancık Kereste Fabrikası, Trabzon Vizera hidroelektrik santrali, Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı, Kütahya-Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolu hizmete açıldı.
1930: Ankara-Sivas demiryolu ulaşıma açıldı, Kadınlar seçme ve seçilme hakkı kazandı, Ankara-Şarkışla demiryolu, İstanbul Galata Köprüsü’nden 70 yıldır alınan geçiş ücreti kaldırıldı, Ankara Etnografya Müzesi açıldı.
1931: Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı, Gölbaşı-Malatya demiryolu, 10 ilde bölge sanat okulu açıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Türk Tarih Kurumu kuruldu.
1932: Devlet Sanayi Ofisi kuruldu, Samsun-Sivas demiryolu açıldı, İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı, Türkiye Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.
1933: Eskişehir Şeker Fabrikası; Sümerbank, Adana-Fevzipaşa ve Ulukışla-Kayseri demiryolu, İller Bankası, Halk Bankası, İstanbul Üniversitesi, Devlet Hava Yolları, Ankara’da yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı. Daha niceleri. Tek tek yazmaya kalksak bu sayfalar yetmez.


İki ayyaş! tarafından yokluk ve yoksulluklara rağmen küllerinden var edilmiş modern bir ülke; vatandaşı “Kul” olmaktan çıkartarak, eşit vatandaş “Efendi” yapmış, sorgulayan ve özgür bir toplum yaratılmıştır.
Bütün bunları hatırlamayan hatta o günleri kötüleyen ve yok sayan sorgulamayan bir toplum nankör değilse Aytmatov’un kitabındaki gibi zaman içerisinde “Mankurtlaştırılmış” mıdır acaba? Öyle değilse bu nankörlük niye?

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.