AİT OLMAK… | GazeteKalem

AİT OLMAK… | GazeteKalemGazeteKalem

28 Mayıs 2022 - 04:46

AİT OLMAK…

Doğa tüm renkleriyle ve birbiriyle uyum içinde hareket ediyor. Hiç bir renk bir diğerini dışlamıyor. Hepsi kendi alanlarında büyümeye ve bir bütünlük oluşturmaya devam ediyor. Sanki var güçleriyle bu muhteşem tabloyu yaratmak için çalışıyorlar. Birbirlerine sahip çıkarak ve uyum içinde güne başlıyorlar. 

AİT OLMAK…

Doğa tüm renkleriyle ve birbiriyle uyum içinde hareket ediyor. Hiç bir renk bir diğerini dışlamıyor. Hepsi kendi alanlarında büyümeye ve bir bütünlük oluşturmaya devam ediyor. Sanki var güçleriyle bu muhteşem tabloyu yaratmak için çalışıyorlar. Birbirlerine sahip çıkarak ve uyum içinde güne başlıyorlar.

*

Bu doğa olayı bana, yaşamın olmazsa olmazları içinde gördüğüm, ait olmak ve sahiplenmek duygusunu yaşatıyor.

*

Geçen gün, bu konuda tez hazırlamış olan eski bir dostum, aidiyet duygusunun ne kadar önemli ve hassas bir konu olduğunu dile getirdi. Bu sohbetimiz sırasında, yararlı olduğuna inandığım bir çok değerli bilgiyi, sizlerle paylaşmak istiyorum.

*

Sahiplenmek ya da sahiplenilmek aidiyet duygusunu yaşayabilmenin ön koşulu olarak belirleniyor. Sahiplenmek hayata sıkı sıkıya tutunabilmenin de ön koşulu. Gerek aile içinde, gerek iş ortamında, gerekse her tür topluluk ve toplumda aidiyet büyük önem taşıyor. Bir insan, kendisini bir yere ait hissetmiyorsa, orada ne gelişme oluyor, ne de sağlıklı süreçlerden söz etmek mümkün oluyor.

*

Örneğin bir çoğumuz takım tutuyoruz. (Bu arada koyu bir Fenerbahçeli olduğumu söylemeden geçmek istemiyorum ) Tuttuğumuz takımın maçlarına gidiyoruz. Hep bir ağızdan binlerce taraftarla birlikte, stadlar da veya farklı mekanlarda tezahürat yapıyoruz. Takımımız kazandığı zaman seviniyoruz, kaybettiği zaman, suratımızdan düşen bin parça oluyor.

*

Hangi iş yerinde olursanız olun, hangi işi yaparsanız yapın, mutlaka belli bir noktadan sonra, takım çalışması yaparak, fikir alış verişinde bulunup, değişik çözümler üretmek zorundayız. Çünkü o işi geliştirmek ve başarıya ulaşmak ,ancak ait olmakla gerçekleşiyor.

*

Çok yakın 4 samimi arkadaşsınız, öyle bir an geliyor ki, içinizden biri, yapmış olduğu yanlış yüzünden guruptan atılıyor. Yani ait olduğu ekibin dışında kalıyor. O kişinin ruh halini düşünebiliyor musunuz ? Öfke, değersizlik hissi ve üzüntü…

*

Her gün, neden aynı kafeye gidip aynı masaya oturarak, tanıdık garsona dönüp, ”Her zamankinden” diye sesleniyorsunuz ? Mesela, kasap Mahmut’un haricinde, hiç bir yerden et almıyorsunuz. Kahvenizi sabahları Ayşe teyzenin bahçesinde içiyorsunuz. Peki neden ? Çünkü bu duygu sizi rahatlatıyor. İnsanların sizi tanıyıp bir merhaba demesi ve ne istediğinizi bilmeleri, size ait olduğunuz duygusunu yaşatıyor. Yani sizi sahipleniyorlar. Bunun da kişiler üzerinde, çok olumlu etkiler yarattığını görüyoruz.

*

Bir erkek ve bir kadın düşünün. Aralarında aşk ilişkisi başlıyor. Her iki tarafta bir çok şeyi paylaşmak ve birlikte olmak istiyorlar. Eğer ilişkide sahiplenmek ve sahiplenilmek, yani aidiyet duygusu yok ise, ilişki belli bir süre sonra sekteye uğruyor. Taraflar kiminle birlikte olduğunu bilmek zorundadır. ”BİZ” olarak hareket etmek, kişileri daha da güçlendiriyor. Bu demek değildir ki, her iki tarafında özel alanları ve özgürlükleri olmayacak. Bu bazen ”BEN” veya ”SEN”, ama genellikle de ”BİZ” olarak devam ettiği sürece, sevgi bağları daha da kuvvetleniyor…

*

Aidiyet duygusu, ilk önce aile içinde başlıyor ve daha sonra, bir ülkeye, bir şehre, bir okula ya da bir derneğe ait olmak şeklinde devam ediyor.

*

Bazı insanlar, “Emekli olduğumda falanca kasabaya yerleşeceğim” derler. Bu insanların ait oldukları bir şehir, bir aile, bir arkadaş grubu yok mudurda onları bırakıp, hiçbir bağları olmayan yerlere gidip yerleşecek ve yaşamları boyunca bir yabancı olarak, sonradan gelmiş kişi ya da kişiler olarak yaşamayı göze alıyorlar diye düşünebiliriz. Fakat olaya detaylı baktığımız zaman, yerleşecekleri yerleri önceden belirleyip, taşına toprağına basıp, suyundan içmiş olduklarını ve o yer ile aralarında bir bağ oluşturduklarını görmekteyiz. Bu da aidiyet duygusundan, yani kendilerini oraya ait hissetmelerinden kaynaklanıyor.

*

Ben özgürüm, hiç bir yere ait değilim diyenleri duyar gibiyim. Her birey seçimlerinde ve düşüncelerinde zaten özgürdür. Burada esas anlatmak istediğim, hepimizin gelişiminde bir yerlere mutlak ait olduğumuzdur. Dönüp kendinize bakarsanız, neye veya nelere ait olduğunuzu daha net görebilirsiniz.

*

Sağlam ilişkilere sahip olmak istiyorsak, önce ”AİT” olmayı öğrenmeliyiz…

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.